Kızıcam kızamıyorum, sussam susamıyorum. İnsanı içten içe bitiren, karşısındakini nefret ettiren kendi değerini düşüren bir duygu.
Ego Nedir diye google amcaya sorduğumuzda bize aşağıdaki gibi bir cevap veriyor.
Egoist insanların en çok göze batan özellikleri diğer insanları küçümsemeleri yada kendileri hakkında çok konuşmalarıdır.
Madem sen çok iyi bir futbolcusun neden bilmemneBelediyeSpor takımında oynuyorsun ?
Madem çok iyi yazılımcısın neden google'da yada microsoft'ta değilsin ?
Sen daha çok bilmiyosun, sen hiç bişey bilmiyosun daha doğrusu bilmediğini bilmiyorsun sıkıntı burada başlıyor.
Şimdi insan neden kıyaslanır ? kendi aralarında birbirlerinden daha iyi olduğunu iddaa eden insanlar birbirlerine kendilerini kanıtlamak adına belli yarışmalar yada sınavlar yaparlar zaten iyi olan her zaman kazanır.
Ama durum burda şöyle tekabül ediyor, burada eşit olanlar iyi olmak için yarışıyor yani bir basamak yukarı çıkmak için. Genel olarak insanlar kıyaslanamaz çünkü sen zaten belli bir kademedesin senle aynı kademede olanlarla eşitsin kıyaslanamazsın, senden daha alt kademelerde olanlarla kıyaslanmanın manası yok çünkü zaten onlar senden altta her zaman sen üstün geliceksin, peki üstündekiler ? onlarda zaten senin üstün kıyaslanamazsın biliyosun onlar senden daha güçlü.
Bu onlara meydan okumayacağın manasına gelmez, sadece şimdilik yerini bilmen gerektiğini bilmen manasına gelir.
Kısaca insanlar birbirleri ile kıyaslanamaz yada senin senden alt kademede olan insanları ezmeye hakkın yok madem çok iyisin üstünde dolu insan var git onlara kafa tut bilinsin kim nerede.
php, jquery derslerinin yayınlandığı blog, kendi çapında yazılar yazan denemeler yapan bir arkadaş aynı zamanda programcı
genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
genel etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Aralık 2015 Çarşamba
6 Mart 2015 Cuma
Soğuk Panik
İnsan içinde kocaman tarifi tanımsız bir duygu, eli ayağı bir birine dolaştıran imkansız denilen şeyleri yaptıran bir şey. Dışarıdan bakıldığında aslında soğuk kanlı.. Olayları planlandığı gibi savuşturan, kendi yerini olaylara ve kişilere göre belirleyen ve sonunda en karlı çıkan şahsiyet.
Peki insana bu duygu nereden geliyor ? Sonradan mı kazanılıyor, yoksa doğuştan gelen içgüdü gibi bir şey mi ? Bunun kendini geliştirmekle bir bağlantısı var mı ?
Cevaplar aslında basit ama bir o kadar da karmaşık. İnsan böyle bir olay içerisinde kendini nasıl anlatabilir ki. Aslında o kişi olaydan sonra şöyle bir yaptıklarına baktığında 'Vaay be. Ben neler yapmışım' kesin der.
Dışarıdan bakanlar onu şaşkınlık ve hayranlık içinde izler takdir eder peki kişi on ne düşünüpte o hamleyi yaptı. O an insanın içinde ardı arkası kesilmeyen bir havai fişek gösterisi, kişiyi hızlı düşünüp karar vermesini sağlayan ve seçeneklerden en doğru olanı seçmesini sağlayan bir refleks midir ? Bu davranış bir ulusu da kurtarabilir ya da bir ulusun çökmesine, binlerce insanın ölmesine sebep de olabilir. Kullanmaya teşvik edilemeyecek bir silah ama zorda kaldığında ise onu kullanmaktan başka çaresi olmayan bir güdü.
İnsan panik halinde ne yaptığını bilmez derdinin peşine düşer ve bazı şeyleri düzelteyim derken daha da mahveder. Bu yüzdendir ki insanlara panik halinde sakin olmaları söylenir fakat insanları bu daha da paniğe sokar.
Bahsettiğim olayın, duygunun adı bende Soğuk Panik. Herkes yaşayamaz, yaşayanlar da hakkını veren kişilerde olaylardan kendilerini ve çevrelerini tabiri caizse ipten alır.
Peki insana bu duygu nereden geliyor ? Sonradan mı kazanılıyor, yoksa doğuştan gelen içgüdü gibi bir şey mi ? Bunun kendini geliştirmekle bir bağlantısı var mı ?
Cevaplar aslında basit ama bir o kadar da karmaşık. İnsan böyle bir olay içerisinde kendini nasıl anlatabilir ki. Aslında o kişi olaydan sonra şöyle bir yaptıklarına baktığında 'Vaay be. Ben neler yapmışım' kesin der.
Dışarıdan bakanlar onu şaşkınlık ve hayranlık içinde izler takdir eder peki kişi on ne düşünüpte o hamleyi yaptı. O an insanın içinde ardı arkası kesilmeyen bir havai fişek gösterisi, kişiyi hızlı düşünüp karar vermesini sağlayan ve seçeneklerden en doğru olanı seçmesini sağlayan bir refleks midir ? Bu davranış bir ulusu da kurtarabilir ya da bir ulusun çökmesine, binlerce insanın ölmesine sebep de olabilir. Kullanmaya teşvik edilemeyecek bir silah ama zorda kaldığında ise onu kullanmaktan başka çaresi olmayan bir güdü.
İnsan panik halinde ne yaptığını bilmez derdinin peşine düşer ve bazı şeyleri düzelteyim derken daha da mahveder. Bu yüzdendir ki insanlara panik halinde sakin olmaları söylenir fakat insanları bu daha da paniğe sokar.
Bahsettiğim olayın, duygunun adı bende Soğuk Panik. Herkes yaşayamaz, yaşayanlar da hakkını veren kişilerde olaylardan kendilerini ve çevrelerini tabiri caizse ipten alır.
16 Şubat 2015 Pazartesi
Hayat sadece matematikse ?
Hayatımızın her yerinde matematik her zaman var, ne kadar inkar etsek yada ne kadar benim kafam basmıyor desek ister istemez katıyoruz hayatımıza.
İlkokulda başlar matematik en basitinden 1+1 olarak sonra ortaokul lise devam eder.
Bazen değer veririz matematikte herhangi bir değişkene istemsizce. İşte tam olarak hayatımıza burada adım atıyor, farkında olmadan değer veriyoruz insanlara her zaman az yada çok.
Sonunda üzülen yada sevinen biz oluyoruz daima. Buda değişken aslında çünkü her şey umduğumuz gibi sonuçlanmıyor.
26 Aralık 2014 Cuma
Yeni Bir Girişim: İzmir Beyazeşya ve Bölge Servis
Türkiye'de hemen herkes bir girişim içerisinde oluyor fakat bu girişimlerden sadece bazıları başarılı oluyor. Sayılarla ifade etmek gerekirse 10 girişimden en fazla 4 tanesi ayakta kalabiliyor.
Girişim deyince herkesin aklına değişik şeyler geliyor ama bir dükkan açmak bile bence bir girişim.
İzmir'de yeni bir teknik servis dükkanı açılmış. İzmir Beyaz Eşya ve Klima Servisi işlerini oldukça güzel ve kaliteli yapıyorlar.
Karda kışta klima bozuldu hemen google amcada arattım. İzmir klima servisi diye karşıma bazı siteler çıktı cevap gelmeyince 2. sayfada bu siteye rastladım aradım aynı gün içerisinde geldiler. Klimanın tamirini bakımını yaptılar. Üstelik fiyatlarıda çok uygun. Burdan belirtmek isterim sadece klima servisi değil her türlü beyaz eşya hizmetlerinide veriyorlarmış.
Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.
3 Aralık 2014 Çarşamba
Başarısızlığın altındaki başarı.
Hayatımızın büyük bölümünde şikayet ederiz, sürekli başarısız olduğumuzdan yakınır dururuz yada bizden üstün kimsenin olmadığından başarıdan başarıya koşmanın sizde normal bir şey olduğunu düşünürüz. Peki bunlar biraz abartı düşünceler değil mi ?
Sürekli başarısız olduğumuz üstünden gidelim. Öncelikle başarısızlıklarımızın oranına bakalım. Başarısızlık oranlarımız her geçen gün artıyor mu ? Kısaca örnek vermek gerekirse dün bize 200 liralık kazandıracak işe girdiniz başarısız oldunuz 200 değilde 100 lira kazandınız bugün ise 200 değilde 500 lira kazandıracak bir işe giriştiniz yine başarısız oldunuz ama 500 değil 300 lira kazandınız. Peki biz şimdi düne göre başarılı olmadık mı ? Düne göre bakarsak evet başarılı olduk ama bugün başarısızız. Bu sonuç bizim başarılı olmadığımız manasına gelmez. Sadece bugüne göre biraz daha çabalamamız gerektiğini ama düne göre de başarılı olduğumuz manasına gelir.
Başımızın çaresine bakmaya başladığımız günden bu güne kadar ufak bir grafik yaparsak, başarısızlık oranlarımız ne kadar yüksek ise başarı oranlarımızda onlarla paralel olarak yüksektir. Bazen otururuz deriz kendimize "Neerdeen nereyee.." geçmişte yaptığımız başarısızlıklar sayesinde bu seviyeye gelmişizdir fakat biz hala başarısızlıklarımıza kızar onlardan nefret ederiz. Aslında onlardan nefret etmek yerine onlarla yaşamayı yaşam biçimi olarak geliştirebilsek her başarısızlığın içindeki başarıyı görür bizi bize karşı yani kendi kendimizi motive etmiş oluruz.
30 Ekim 2014 Perşembe
Hayatı zorlaştırmak, Bilmediğini bilmemek!
Baslık ilginç yada biraz sert olabilir ama asıl gerçek bu.
Artık sözde özgür bireyleriz, ama farkında olmadan birçok şeyin bağımlısı olduk.
Teknoloji ilerledikçe insanlar aptallaşmaya başladı sanki ?
Her birimizin elinde akıllı telefonlar, tabletler bilgisayarlar. Bunlar çok iyi bir şey ama ya kullanımı ?
Bir çoğumuz sahip olduğu telefonun yada tabletin yada bilgisayarın özelliklerini tam teşekküllü kullanamıyor(!) bunun sebebi insanlarımızın bilmediğinden değil, fazlası işlerine yaramadıkları için bence.
Bunun dışında şöyle bir durumda oluştu Şarj Aleti Bağımlılığı. Kaç kişinin akıllı telefonu varda yanında şarj aleti taşımıyor ? Sayılıdır bu insanlar artık hemen herkesin çantasında 1 tane şarj aleti mevcut. Peki bunları söylüyoruz ama durum böyle diye kullanmayalım mı böyle aletleri ?
Tabiki hayır, kullanıcaz, ama unutmamalıyız ki herşeyin fazlası zarardır. İnsan susuz yaşayamaz ama fazla su içti mi böbrekler iflas eder, çalışmaz hale gelir.
Konuya teknolojiden girdik, birazda iç dünyamıza bakalım.
Çoğu insan sanal alemde, gerçek hayatta olmak istedikleri ama olamadıkları kimliklere bürünürler örnek vermek gerekirse, ağzını bıçak açmayan utangaç bir delikanlı sosyal medyada aslan kesilip herkese efelik yapıp rahatsız edebilir yada insanlar sadece görmek istediklerini kendilerine destek olacak şeyleri ararlar sadece içlerini rahatlatmak zihnen yalnız olmamak içindir. Peki bunların insanlar üzerindeki etkileri neler ? iyi mi yoksa kötü ? teknoloji olması gereken yerde olabilir peki insanlar teknolojinin olduğu yeri kavramış durumda mı ? bence bunların hepsi cevaplanmayı bekleyen ama cevaplanması zor sorular. Eğer insanların çoğu teknolojinin olduğu yeri kavrayamamış ise bebeğin eline bıçak vermeye benzer, o bıçak ile ekmek kesebilir işlerimizi kolaylaştırabiliriz ama kullanmasını bilmiyorsak kendimizi de öldürebiliriz.
Artık sözde özgür bireyleriz, ama farkında olmadan birçok şeyin bağımlısı olduk.
Teknoloji ilerledikçe insanlar aptallaşmaya başladı sanki ?
Her birimizin elinde akıllı telefonlar, tabletler bilgisayarlar. Bunlar çok iyi bir şey ama ya kullanımı ?
Bir çoğumuz sahip olduğu telefonun yada tabletin yada bilgisayarın özelliklerini tam teşekküllü kullanamıyor(!) bunun sebebi insanlarımızın bilmediğinden değil, fazlası işlerine yaramadıkları için bence.
Bunun dışında şöyle bir durumda oluştu Şarj Aleti Bağımlılığı. Kaç kişinin akıllı telefonu varda yanında şarj aleti taşımıyor ? Sayılıdır bu insanlar artık hemen herkesin çantasında 1 tane şarj aleti mevcut. Peki bunları söylüyoruz ama durum böyle diye kullanmayalım mı böyle aletleri ?
Tabiki hayır, kullanıcaz, ama unutmamalıyız ki herşeyin fazlası zarardır. İnsan susuz yaşayamaz ama fazla su içti mi böbrekler iflas eder, çalışmaz hale gelir.
Konuya teknolojiden girdik, birazda iç dünyamıza bakalım.
Çoğu insan sanal alemde, gerçek hayatta olmak istedikleri ama olamadıkları kimliklere bürünürler örnek vermek gerekirse, ağzını bıçak açmayan utangaç bir delikanlı sosyal medyada aslan kesilip herkese efelik yapıp rahatsız edebilir yada insanlar sadece görmek istediklerini kendilerine destek olacak şeyleri ararlar sadece içlerini rahatlatmak zihnen yalnız olmamak içindir. Peki bunların insanlar üzerindeki etkileri neler ? iyi mi yoksa kötü ? teknoloji olması gereken yerde olabilir peki insanlar teknolojinin olduğu yeri kavramış durumda mı ? bence bunların hepsi cevaplanmayı bekleyen ama cevaplanması zor sorular. Eğer insanların çoğu teknolojinin olduğu yeri kavrayamamış ise bebeğin eline bıçak vermeye benzer, o bıçak ile ekmek kesebilir işlerimizi kolaylaştırabiliriz ama kullanmasını bilmiyorsak kendimizi de öldürebiliriz.
5 Şubat 2014 Çarşamba
Yalan hakkında...
Yalanla ilgili bircok hikaye vardır, yalanın kotu bişey olduğunu anlatan iyi yalanın olmucanı söyleyen peki hangimiz hiç yalan söylemedik ? Yada söyle diyeyim standart bir hikaye vardır yalancı çoban diye hemen herkes bilir bilmeyenler için özet geçmek gerekirse zamanında bir çoban eyvah kurt geldi yetişin diye bagırmaya başlamış köy halkı gelmiş bakmış ne kurt var ne cakal aynı sekil 2. Yapmıs koy halkı yıne gelıyor, 3. Yapıyo yıne gelıyo 4. Seferde gercekten kurt geliyor ve bu sefer bağırsada yalan söylüyor diye kimse gelmiyor ve bütün koyunlar gidiyor.
Tamam yalan söylendi peki bu coban kadar hakkımız olucak mı ? 3. Defada olsa karsımızdaki bize inanacak mı ? Ya inanmazsa ? Ya tek seferlikse hersey ? Peki yalan söylediniz kabul ediyosunuz ama elinizde olmayan sebeplerden dolayı söylediyseniz ? 'yav kardesım ıstedıkten sonra soylenmez' dıyenler cıkıyo aradan soyle bir senaryo yazalım kafamızdan bir toplantıya gidiyosunuz telefonla konusuyosunuz ve konustugunuz kişiye X şahsının olmucanı söylüyosunuz ama sizin elinizde olmadan başkası onu toplantıya çağırıyo ve telefonda konustugunuz kişi sizi toplantıda beraber görüyor ? Sizce bir açıklaması var mıdır ki ? Yada kim suçlu burda ? Toplantıya gelen mi ? Toplantıya X şahsını çağıranda mı ? Yoksa toplantıya o şahsın gelmiyeceğini söyleyende mi ? Arap saçına döndü sanki ortalık heryerde cevapsız sorular ortada suçlu yok ama açıklanabilir bir durumda yok.
Gelmicek dediğin kişi geldi ama sen bişey yapmadın, karşındaki kişi seni gördü aklındaki düşünce bence şu olur 'aha bana yalan söyledi!' ne kadar anlatsan açıklamaya çalışsan az dediğin duruma ters düştün çünkü ama elinde olan birşey yok açıklayamıyosunda çok ters, sakat bir durum.
Yalan söylemek yetenektir zeka gerektirir. Bir söz vardı emin değilim kim söyluyodu ama yanlış hatırlamıyorsam soyle birseydi 'yalan zeka işidir, dürüstlük ise cesaret eger zekan yetmiyorsa yalan söylemeye cesur olup dürüst olmayı dene.' ya ne alaka yalan zeka işidir ? çok alaka yalan söyleyince unutmaman lazım kii ilerde aynı muhabbet açıldığında aynı senaryoyu yazasın okuyabilesin, yalan söyleyenlerin en büyük zaafıdır olayları testen anlatamaz yoktur ortada olayda o yuzden. Eğer sağlam bir yalan söyliyecekseniz yalanı terstende okuyabilmelisiniz benim düşüncem budur.
Dürüstlük cesarete gelelim bir çoğumuz bilir aslında açıklanası bir durumda yok ortada çoğu zaman ya korktuğumuzdan yalan söyleriz yada sorumsuzluğumuzdan. Bir işçiyi ele alırsak uyuyakalır tembellik yapar işi tamamlayamaz sonra patrona yan yattı çamura battı muhabbeti yapar yalan söyler sorumlu olsa işini yapsa yalan söyler miydi ? Yada cesur olup patron ben uyudum yorgundum dese nasıl olurdu ? Patron tamam kardeşim maaşına zam işine son derdi noktayı koyar bence, işten atılma korkusu yalan söylettirdi hem sorumsuzluk hemde korku yalanı doğurdu.
Peki yazdığmız 1. Senaryoda suclu kim daha doğrusu suçlu varmı ? Herkez haklı birisi terse düştüğüden yakınıyor, diğeri sen bana yalan diyor. Suclu yok ama haklıda yok. Ve ben buna kendi çabalarımla isim koymaya çalışıyorum onuda beceremiyorum, her iki tarafada sabır versin allahım.
Uzun lafın kısası allah kimseyi zor durumda bırakmasın, yalandan beladan kötülükten korusun.
Tamam yalan söylendi peki bu coban kadar hakkımız olucak mı ? 3. Defada olsa karsımızdaki bize inanacak mı ? Ya inanmazsa ? Ya tek seferlikse hersey ? Peki yalan söylediniz kabul ediyosunuz ama elinizde olmayan sebeplerden dolayı söylediyseniz ? 'yav kardesım ıstedıkten sonra soylenmez' dıyenler cıkıyo aradan soyle bir senaryo yazalım kafamızdan bir toplantıya gidiyosunuz telefonla konusuyosunuz ve konustugunuz kişiye X şahsının olmucanı söylüyosunuz ama sizin elinizde olmadan başkası onu toplantıya çağırıyo ve telefonda konustugunuz kişi sizi toplantıda beraber görüyor ? Sizce bir açıklaması var mıdır ki ? Yada kim suçlu burda ? Toplantıya gelen mi ? Toplantıya X şahsını çağıranda mı ? Yoksa toplantıya o şahsın gelmiyeceğini söyleyende mi ? Arap saçına döndü sanki ortalık heryerde cevapsız sorular ortada suçlu yok ama açıklanabilir bir durumda yok.
Gelmicek dediğin kişi geldi ama sen bişey yapmadın, karşındaki kişi seni gördü aklındaki düşünce bence şu olur 'aha bana yalan söyledi!' ne kadar anlatsan açıklamaya çalışsan az dediğin duruma ters düştün çünkü ama elinde olan birşey yok açıklayamıyosunda çok ters, sakat bir durum.
Yalan söylemek yetenektir zeka gerektirir. Bir söz vardı emin değilim kim söyluyodu ama yanlış hatırlamıyorsam soyle birseydi 'yalan zeka işidir, dürüstlük ise cesaret eger zekan yetmiyorsa yalan söylemeye cesur olup dürüst olmayı dene.' ya ne alaka yalan zeka işidir ? çok alaka yalan söyleyince unutmaman lazım kii ilerde aynı muhabbet açıldığında aynı senaryoyu yazasın okuyabilesin, yalan söyleyenlerin en büyük zaafıdır olayları testen anlatamaz yoktur ortada olayda o yuzden. Eğer sağlam bir yalan söyliyecekseniz yalanı terstende okuyabilmelisiniz benim düşüncem budur.
Dürüstlük cesarete gelelim bir çoğumuz bilir aslında açıklanası bir durumda yok ortada çoğu zaman ya korktuğumuzdan yalan söyleriz yada sorumsuzluğumuzdan. Bir işçiyi ele alırsak uyuyakalır tembellik yapar işi tamamlayamaz sonra patrona yan yattı çamura battı muhabbeti yapar yalan söyler sorumlu olsa işini yapsa yalan söyler miydi ? Yada cesur olup patron ben uyudum yorgundum dese nasıl olurdu ? Patron tamam kardeşim maaşına zam işine son derdi noktayı koyar bence, işten atılma korkusu yalan söylettirdi hem sorumsuzluk hemde korku yalanı doğurdu.
Peki yazdığmız 1. Senaryoda suclu kim daha doğrusu suçlu varmı ? Herkez haklı birisi terse düştüğüden yakınıyor, diğeri sen bana yalan diyor. Suclu yok ama haklıda yok. Ve ben buna kendi çabalarımla isim koymaya çalışıyorum onuda beceremiyorum, her iki tarafada sabır versin allahım.
Uzun lafın kısası allah kimseyi zor durumda bırakmasın, yalandan beladan kötülükten korusun.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)