İyi insanlar kaybetmeye mahkum mu ? iyi kime göre iyi ? neye göre ? Hangi iyiden bahsediyon sen Mike, Karslı iyiden mi yoksa Erzurumlu iyiden mi ?
"Abi ne saçmalıyosun sen?" dedi Mike..
'Ne saçmalaması olum soruyom, cevap versene!' dedim..
"Abi saat kaç oldu yat zıbar, gece gece"
'Lan olum söyle işe, yanıyom lan yanıyom, neden yani'
"Ya sen anlatsana şu olayı"
'İnsanlar korkak, havalar soğuk, herkes titriyor ama kimse sarılmıyor birbirine herkes korkutmuş birbirlerini arada masumlarda kaynıyor'
"Ee.."
'Sıçarım ağzına yavşak yavşak konuşma bana'
"Tamam abi ya, dinliyorum"
'Bir şimşek ikinci defa aynı yere düşer mi?'
"Ne içtin sen ? neyin kafası bu, saçmalama düşmez"
'İşte ben düşürdüm, ben yaptım. Hani derdim ya her zaman, ya en iyisini ben yapıcam yada en kötüsünü ama hep enlerde olucam diye yine başardım enlerde olmayı. En boktan şeyi başardım, yeni kabuk tutmuş yaraları kanattım hemde yeni baştan, aynı yerinden aynı şiddetle vurarak varmı bunu yapabilecek benden başka şu koca dünyada ? İyi cesaret ettin diyorlar da aslında yaptığım aptallık mıydı Mike söyle bana, de bişeyler anlat abi sen aptalsın de, deme lan deme hızımı alamam elimde kalırsın mazallah. Ama akıl ver bana nerede yanlış yaptım ?'
"Yanlış mı yaptın ? yanlışlar olmasa doğruları nereden bilecektik abi, senin yanlışların bizim doğrularımız olmadı mı ? sen yanlış yaptın biz doğrusunu öğrendik, yanlış değildir o yanlış olsa duramazsın yerinde."
'Düşünüyorum bazen, bazen dediğim lafın gelişi her zaman aslında bekarlık değil yalnızlık sultanlıktır, ne demişler nerede çokluk orda bokluk'
"Züğürt tesellisi bunlar yeme bizii"
'Ne yemesi, yalansa yalan de'
"Abi söyler misin bana neden 2 gözümüz, 2 kulağımız var 2 tane böbreğimiz var, midemizin bile yedeği var neredeyse ama neden kalbin yok hiç düşündün mü ?"
'Nereden bileyim olum Allah'ın işine karışılmaz'
"Abi diyoruz bide, ben söyleyeyim sana diğer tüm organlarımızın eşleri simetrisindedir tam karşısında.. Kalbimizinde simetrisi diğer sevdiğimizdedir, sarıldığımızda sağ tarafımız sevdiğimizin kalbi gelir oraya, seninde onun sağına herşey vücudumuz da çifttir ama kalbimiz.. İşte kalbimizde sevdiğimizdedir. Ondan dolayıdır ki yalnız kalamayız biz kalsak bile her zaman eksik oluruz"
'Amma konuştun be, yine aldın beni benden.'
"Ee.. Durum bu, sen daha.. Neyse konuşmuyorum. Yattım ben sabah işim var"
Mike kötü çocuk değil aslında da cahil biraz, cahil diyoruz da çocuğa akıl danışıyoruz. İnsanlar aç dışarda buz gibi havada biz burda nelerle uğraşıyoruz. Ama napayım hak değil bu, farklı durumlar..
php, jquery derslerinin yayınlandığı blog, kendi çapında yazılar yazan denemeler yapan bir arkadaş aynı zamanda programcı
başarısızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
başarısızlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
16 Ocak 2016 Cumartesi
16 Aralık 2015 Çarşamba
Ben Egoistim(!)
Kızıcam kızamıyorum, sussam susamıyorum. İnsanı içten içe bitiren, karşısındakini nefret ettiren kendi değerini düşüren bir duygu.
Ego Nedir diye google amcaya sorduğumuzda bize aşağıdaki gibi bir cevap veriyor.
Egoist insanların en çok göze batan özellikleri diğer insanları küçümsemeleri yada kendileri hakkında çok konuşmalarıdır.
Madem sen çok iyi bir futbolcusun neden bilmemneBelediyeSpor takımında oynuyorsun ?
Madem çok iyi yazılımcısın neden google'da yada microsoft'ta değilsin ?
Sen daha çok bilmiyosun, sen hiç bişey bilmiyosun daha doğrusu bilmediğini bilmiyorsun sıkıntı burada başlıyor.
Şimdi insan neden kıyaslanır ? kendi aralarında birbirlerinden daha iyi olduğunu iddaa eden insanlar birbirlerine kendilerini kanıtlamak adına belli yarışmalar yada sınavlar yaparlar zaten iyi olan her zaman kazanır.
Ama durum burda şöyle tekabül ediyor, burada eşit olanlar iyi olmak için yarışıyor yani bir basamak yukarı çıkmak için. Genel olarak insanlar kıyaslanamaz çünkü sen zaten belli bir kademedesin senle aynı kademede olanlarla eşitsin kıyaslanamazsın, senden daha alt kademelerde olanlarla kıyaslanmanın manası yok çünkü zaten onlar senden altta her zaman sen üstün geliceksin, peki üstündekiler ? onlarda zaten senin üstün kıyaslanamazsın biliyosun onlar senden daha güçlü.
Bu onlara meydan okumayacağın manasına gelmez, sadece şimdilik yerini bilmen gerektiğini bilmen manasına gelir.
Kısaca insanlar birbirleri ile kıyaslanamaz yada senin senden alt kademede olan insanları ezmeye hakkın yok madem çok iyisin üstünde dolu insan var git onlara kafa tut bilinsin kim nerede.
Ego Nedir diye google amcaya sorduğumuzda bize aşağıdaki gibi bir cevap veriyor.
Egoist insanların en çok göze batan özellikleri diğer insanları küçümsemeleri yada kendileri hakkında çok konuşmalarıdır.
Madem sen çok iyi bir futbolcusun neden bilmemneBelediyeSpor takımında oynuyorsun ?
Madem çok iyi yazılımcısın neden google'da yada microsoft'ta değilsin ?
Sen daha çok bilmiyosun, sen hiç bişey bilmiyosun daha doğrusu bilmediğini bilmiyorsun sıkıntı burada başlıyor.
Şimdi insan neden kıyaslanır ? kendi aralarında birbirlerinden daha iyi olduğunu iddaa eden insanlar birbirlerine kendilerini kanıtlamak adına belli yarışmalar yada sınavlar yaparlar zaten iyi olan her zaman kazanır.
Ama durum burda şöyle tekabül ediyor, burada eşit olanlar iyi olmak için yarışıyor yani bir basamak yukarı çıkmak için. Genel olarak insanlar kıyaslanamaz çünkü sen zaten belli bir kademedesin senle aynı kademede olanlarla eşitsin kıyaslanamazsın, senden daha alt kademelerde olanlarla kıyaslanmanın manası yok çünkü zaten onlar senden altta her zaman sen üstün geliceksin, peki üstündekiler ? onlarda zaten senin üstün kıyaslanamazsın biliyosun onlar senden daha güçlü.
Bu onlara meydan okumayacağın manasına gelmez, sadece şimdilik yerini bilmen gerektiğini bilmen manasına gelir.
Kısaca insanlar birbirleri ile kıyaslanamaz yada senin senden alt kademede olan insanları ezmeye hakkın yok madem çok iyisin üstünde dolu insan var git onlara kafa tut bilinsin kim nerede.
5 Aralık 2015 Cumartesi
Hepsi birer etken mi ?
Değişik birşey, pek tanımlayamadığım ama hüzün ile mutluluk arasında olan arafta bir duygu.
Bir tarafından baktın mı çok güzel, sonsuzluğa açılan huzur kapısı misali ama diğer tarafından acayip korkunç sanki kimseye sesini duyuramayacak kadar aciz ve eli kolu bağlı.
Bir tarafından baktın mı çok güzel, sonsuzluğa açılan huzur kapısı misali ama diğer tarafından acayip korkunç sanki kimseye sesini duyuramayacak kadar aciz ve eli kolu bağlı.
17 Kasım 2015 Salı
Size ne ? Yada Bize ne ?
Diğer insanların özel hayatları bizi neden ilgilendirir ? yada diğer insanları bizim özel hayatımız neden ilgilendirir ?
Herkes çevresindeki kişilerin özel hayatını az çok biliyordur, bunları öğrenince elimize ne geçiyor ? ne oluyor ? bize ne gibi bir katkısı oluyor, kişisel gelişimimize nasıl bir etkisi oluyor yada karşıdaki kişi için nasıl bir avantaj sağlıyor ?
İnsanları toplum içerisinde bazı özel sorular sorarak özel cevaplar istemek hemde toplum içinde(!) ne kadar mantıklı ? Bu sorduklarım şuan sadece aklıma gelen belli başlı şeyler.
Bizi ilgilendirmeyen şeylere burnumuzu sokma alışkanlığımız neden vardır ki ?
Zihniyetimizden mi kaynaklanıyor bu yoksa yetiştirilme tarzımızdan mı ?
Ben bu tarz olayları kişilere bağlıyorum, özeli araştıran dedikodu yapan kişiye değil dedikodusu yapılan özeli araştıran kişiye bağlıyorum.
Bunlara uğraşan kişiler ileriyi göremeyen, mekana zamana ve kişilere takılan kişilerdir. Takip ettikleri kişinin ilerlediği kadar ilerler çünkü onlara takılmak kalmak onların eksiklerini yada özellerini araştırmak için o kişinin hep arkasında olmak lazım.
5 Kasım 2015 Perşembe
İncinebilir olmak hayatta olmaktır.
Hepimizin zırhları var. görünür yada görünmez ama bu zırhlar bizim yaşam standartlarımıza direkt olarak müdahale ediyor farkında olmadan bir şeyleri sürekli olarak eksik yaşıyoruz.
Her zaman istediğimiz şeyleri incinebilirlik pahasına yok sayıyoruz görmezden geliyoruz.
Korunmak için büründüğümüz zırhlar bizleri korumak yerine daha çok zarar veriyor.
Bazen korunmak için ilişkilerden kaçınıyoruz, bazen ise konuşmaktan tek sebebi bunları yaparsak daha çok üzüleceğimiz korkusu, aşağılanma yada rencide edilme korkusu.
*Fakat incinebilir olmak hayatta olmaktır, her şeyin tadından azar azar da olsa birazcık bakmaktır.
Her zaman istediğimiz şeyleri incinebilirlik pahasına yok sayıyoruz görmezden geliyoruz.
Korunmak için büründüğümüz zırhlar bizleri korumak yerine daha çok zarar veriyor.
Bazen korunmak için ilişkilerden kaçınıyoruz, bazen ise konuşmaktan tek sebebi bunları yaparsak daha çok üzüleceğimiz korkusu, aşağılanma yada rencide edilme korkusu.
*Fakat incinebilir olmak hayatta olmaktır, her şeyin tadından azar azar da olsa birazcık bakmaktır.
6 Mart 2015 Cuma
Soğuk Panik
İnsan içinde kocaman tarifi tanımsız bir duygu, eli ayağı bir birine dolaştıran imkansız denilen şeyleri yaptıran bir şey. Dışarıdan bakıldığında aslında soğuk kanlı.. Olayları planlandığı gibi savuşturan, kendi yerini olaylara ve kişilere göre belirleyen ve sonunda en karlı çıkan şahsiyet.
Peki insana bu duygu nereden geliyor ? Sonradan mı kazanılıyor, yoksa doğuştan gelen içgüdü gibi bir şey mi ? Bunun kendini geliştirmekle bir bağlantısı var mı ?
Cevaplar aslında basit ama bir o kadar da karmaşık. İnsan böyle bir olay içerisinde kendini nasıl anlatabilir ki. Aslında o kişi olaydan sonra şöyle bir yaptıklarına baktığında 'Vaay be. Ben neler yapmışım' kesin der.
Dışarıdan bakanlar onu şaşkınlık ve hayranlık içinde izler takdir eder peki kişi on ne düşünüpte o hamleyi yaptı. O an insanın içinde ardı arkası kesilmeyen bir havai fişek gösterisi, kişiyi hızlı düşünüp karar vermesini sağlayan ve seçeneklerden en doğru olanı seçmesini sağlayan bir refleks midir ? Bu davranış bir ulusu da kurtarabilir ya da bir ulusun çökmesine, binlerce insanın ölmesine sebep de olabilir. Kullanmaya teşvik edilemeyecek bir silah ama zorda kaldığında ise onu kullanmaktan başka çaresi olmayan bir güdü.
İnsan panik halinde ne yaptığını bilmez derdinin peşine düşer ve bazı şeyleri düzelteyim derken daha da mahveder. Bu yüzdendir ki insanlara panik halinde sakin olmaları söylenir fakat insanları bu daha da paniğe sokar.
Bahsettiğim olayın, duygunun adı bende Soğuk Panik. Herkes yaşayamaz, yaşayanlar da hakkını veren kişilerde olaylardan kendilerini ve çevrelerini tabiri caizse ipten alır.
Peki insana bu duygu nereden geliyor ? Sonradan mı kazanılıyor, yoksa doğuştan gelen içgüdü gibi bir şey mi ? Bunun kendini geliştirmekle bir bağlantısı var mı ?
Cevaplar aslında basit ama bir o kadar da karmaşık. İnsan böyle bir olay içerisinde kendini nasıl anlatabilir ki. Aslında o kişi olaydan sonra şöyle bir yaptıklarına baktığında 'Vaay be. Ben neler yapmışım' kesin der.
Dışarıdan bakanlar onu şaşkınlık ve hayranlık içinde izler takdir eder peki kişi on ne düşünüpte o hamleyi yaptı. O an insanın içinde ardı arkası kesilmeyen bir havai fişek gösterisi, kişiyi hızlı düşünüp karar vermesini sağlayan ve seçeneklerden en doğru olanı seçmesini sağlayan bir refleks midir ? Bu davranış bir ulusu da kurtarabilir ya da bir ulusun çökmesine, binlerce insanın ölmesine sebep de olabilir. Kullanmaya teşvik edilemeyecek bir silah ama zorda kaldığında ise onu kullanmaktan başka çaresi olmayan bir güdü.
İnsan panik halinde ne yaptığını bilmez derdinin peşine düşer ve bazı şeyleri düzelteyim derken daha da mahveder. Bu yüzdendir ki insanlara panik halinde sakin olmaları söylenir fakat insanları bu daha da paniğe sokar.
Bahsettiğim olayın, duygunun adı bende Soğuk Panik. Herkes yaşayamaz, yaşayanlar da hakkını veren kişilerde olaylardan kendilerini ve çevrelerini tabiri caizse ipten alır.
3 Aralık 2014 Çarşamba
Başarısızlığın altındaki başarı.
Hayatımızın büyük bölümünde şikayet ederiz, sürekli başarısız olduğumuzdan yakınır dururuz yada bizden üstün kimsenin olmadığından başarıdan başarıya koşmanın sizde normal bir şey olduğunu düşünürüz. Peki bunlar biraz abartı düşünceler değil mi ?
Sürekli başarısız olduğumuz üstünden gidelim. Öncelikle başarısızlıklarımızın oranına bakalım. Başarısızlık oranlarımız her geçen gün artıyor mu ? Kısaca örnek vermek gerekirse dün bize 200 liralık kazandıracak işe girdiniz başarısız oldunuz 200 değilde 100 lira kazandınız bugün ise 200 değilde 500 lira kazandıracak bir işe giriştiniz yine başarısız oldunuz ama 500 değil 300 lira kazandınız. Peki biz şimdi düne göre başarılı olmadık mı ? Düne göre bakarsak evet başarılı olduk ama bugün başarısızız. Bu sonuç bizim başarılı olmadığımız manasına gelmez. Sadece bugüne göre biraz daha çabalamamız gerektiğini ama düne göre de başarılı olduğumuz manasına gelir.
Başımızın çaresine bakmaya başladığımız günden bu güne kadar ufak bir grafik yaparsak, başarısızlık oranlarımız ne kadar yüksek ise başarı oranlarımızda onlarla paralel olarak yüksektir. Bazen otururuz deriz kendimize "Neerdeen nereyee.." geçmişte yaptığımız başarısızlıklar sayesinde bu seviyeye gelmişizdir fakat biz hala başarısızlıklarımıza kızar onlardan nefret ederiz. Aslında onlardan nefret etmek yerine onlarla yaşamayı yaşam biçimi olarak geliştirebilsek her başarısızlığın içindeki başarıyı görür bizi bize karşı yani kendi kendimizi motive etmiş oluruz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)